Kemalist Düşünce Dergisi

Meşrutiyet ve Cumhuriyet yıllarının önemli bürokratlarından Şükrü Kaya’nın özel kitap koleksiyonunun Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde tasnif edilmeyi beklediği yıllardır farklı isimler tarafından dile getirilmektedir. Kitaplığın içeriği hakkında artık ayrıntılı bilgiye sahibiz. Bu değerli koleksiyon, Tek Parti döneminde gerçekleşen kültürel, bilimsel ve düşünsel dönüşümleri ifade etmeye yardımcı olacak verileri bir arada sunmaktadır.

Şükrü Kaya (1883-1959), Meşrutiyet ve Cumhuriyet yıllarında devlet teşkilatında görev almış önemli bir bürokrattır. İstanköy’de doğan Kaya, iptidai ve rüştiye eğitimini burada tamamladıktan sonra Midilli İdadisi’ne girdi. Galatasaray Sultanisi’ne başladığı yıllarda aynı zamanda Mektebi Hukuk’ta eğitim gördü. Daha sonra Fransa’ya giderek Paris’te hukuk ihtisası yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli görevler üstlendi. Bürokrasideki vazifesine Hariciye Nezaret-i Umuru Ticariye Kalemi hülefalığı ile başlayan Kaya, daha sonra Edirne sulh muhakimliği, Edirne hâkimi müferritliği, üçüncü sınıf mülkiye müfettişliği, Bulgarlarla Mübadele-i Ehali Muhtelit Komisyonu üyeliği, Düvel-i Muazzama Baş Tercümanları Heyeti üyeliği, iskân ve muhacirin müdürlüğü, muhacirin müdür-i umumiliği ve birinci sınıf mülkiye müfettişliği gibi görevlerde bulundu. Millî mücadele yıllarında İzmir’de kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin umur-ı hariciyesine seçildi. Bu süreçte işgal güçleri tarafından tutuklanıp, önce Bekirağa Bölüğü’ne, daha sonrasında Malta’ya sürüldü. Malta’daki tutukluluğu bitince bir süre Avrupa’da kaldı ve ardından Ankara’ya geçti. Bu yıllarda Lozan Konferansı’na müşavir olarak tayin edildi. Konferans görüşmeleri devam ederken, İzmir belediye reisliğine seçildi. Ayrıca Menteşe mebusu olarak Meclis’e girdi. İsmet Paşa kabinesinde ziraat vekilliği, Fethi Bey kabinesinde hariciye vekilliği ve daha sonraki hükümetlerde dahiliye vekilliği görevi üstlendi.[1]

Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, 18 Haziran 1936 tarihli parti-devlet bütünleşmesi kararıyla birlikte, CHP genel sekreterliği görevini de üzerine aldı. Bu karardan sonra yönetim içindeki konumu daha da güçlendi. 1923-1938 yıllarında rejimin en güçlü isimlerinden biri olmasına rağmen, İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde herhangi bir göreve getirilmedi. İnönü ile Kaya arasında yaşanan sorunun ne olduğu konusu her zaman merak uyandırmıştır. Yazılarında bu konuya en fazla yer veren isim ise araştırmacı İsmet Bozdağ’dır. Bozdağ, 1946 tarihinde Şükrü Kaya’yı evinde ziyaret ettiğini ve bu ziyaret sırasında Kaya’nın yayımlanmak üzere olan hatıratını gördüğünü şöyle ifade eder:

Bu konuşma, benimle Şükrü Kaya arasında 1946 yılının kışında geçmiştir. Bursa Çelik Palas Oteli’nde akşam yemeği yemiş ve yaptığı daveti kabul ederek, külüstür Pakart arabası ile Kurşunlu’daki çiftliğine gitmiştik. Bu çok mütevazı çiftliğin büyücek bir odasında bir masa, bir koltuk ve üç tahta iskemle vardı. O koltuğuna oturdu, ben iskemlelerin birine çöktüm. Konuşmaya başladık. Sordum: “Madem ki Atatürk böyle istiyordu ve sizi destekliyordu; o halde neden başaramadınız?” …Güldü ve masanın duvara dayanan yanında, üst üste duran üç klasör dolusu yazıları gösterdi: “Bu sorunun cevabını bu hatıralarımda okuyacaksınız! Bu konuyu yaşadığımız süre açıklamamaya birbirimize söz verdik. Zaten durum da açıklamaya elverişli değil…” Bir şey demedim. Aradan yıllar geçti. İsmet Paşa iktidarı yıkıldı, Demokrat Parti işbaşına geldi; zaman zaman Şükrü Kaya ile karşılaşıyor, biraz hoşbeş ediyorduk. Hemen her seferinde kendisine hatıralarını sorduğum zaman, aynı cevabı veriyordu: “Biraz sabret!”

…Bir gün, sabah gazetelerini açtığım zaman, Şükrü Kaya’nın ölüm haberiyle karşılaştım. Yakınlarına başsağlığı dileyip cenazesini mezara kadar izledikten sonra, ertesi günü hemen oğlu Ali Kaya’yı arayarak, babasının bana söylediklerini anlattım ve ben de kendisine bu hatıraların çiftlikte olabileceğini, büyük masanın duvara bitişik yanında, üst üste üç klasör halinde gözümle gördüğümü söyleyince, teşekkür etti ve hemen ertesi günü çiftliğe gidip hatıraları arayacağını ve bana neticeyi telefonla bildireceğini vaat etti. Aradan epey zaman geçip Ali Kaya’dan telefon gelmeyince, ben aradım. Telefon numaramı kaybettiği için telefon edemediğini, dediği gibi, ertesi günü çiftliğe gittiğini, her tarafı alt üst ettiği, aramadık delik bırakmadığı halde hatıralara rastlamadığını söyledi. Çok şaştım. Bu hatıralar kimin işine yarayabilirdi. Şükrü Kaya Bey’in sağlığında, Hürriyet gazetesine fıkra yazdığı sıralarda da kendisine o yılların milyona yakın bir parası teklif edildiği halde hatıralarını vermemişti. Eğer hatıraları olmasaydı, “Ben hatıralarımı yazmadım” derdi. Beni üç klasörle aldatması için de hiçbir sebep yoktu. Yoktu ama hatıralar da yoktu!

Aradan, epey zaman geçti. Bir gün Tünel’de, İsveç Sefareti’nin tam karşısında, Şükrü Kaya’nın Çiftlik vekilharcına rastladım (Vekilharcın adını yazmıyorum. Çünkü benim yorumum yanlış olabilir). Çok saygın bir kişiliği vardır, İstanbul’un sayılı firmalarındandı. Pehlivanlık yapmış, hatta Atatürk’ün sofrasında bir akşam, Refik Koraltan ile güreş tutmuştu. Atatürk’ün kendisine hediye ettiği bornozu gözü gibi saklıyordu. Ehli din, hoş meşrep bir adamdı. Kucaklaştık. Bu, antika eşya gibi değerli ve saygın vekilharcın, Şükrü Kaya Bey’in ölümünden sonra ne olduğunu zaten merak ediyordum. Sordum: “Şimdi ne yapıyorsun?”… Eliyle, sokağın içindeki üç katlı bir küçük apartmanı işaret etti: “Bey öldükten sonra, çocuklar çiftliği sürdürmek istemediler. Satıp savdılar. Ben de şu evcağızı satın alıp, altındaki dükkânı ve iki katı kiraya verdim, bir katında da ben oturuyorum. Geçinip gidiyoruz.” Günahına girmek istemiyorum ama vekilharcı o gün dinlerken de, daha sonra da, bu birden bire ortaya çıkan servet ile kaybolan hatıralar arasında bağ bulunduğu şüphesine düştüm. Ancak bugüne kadar hatıralar hiçbir yerde yayınlanmadığına göre, yayınlanmak için satın alınmış olamaz. Peki, yayınlamasını engellemek maksadıyla kim satın almış olabilir? …Hatıraların temel konusu, Atatürk ve İnönü ilişkileri olduğuna göre, bu hatıralara, kim sahip olmak isteyebilir acaba?[2]

Temkinli yaklaşılması gereken bir isim olan İsmet Bozdağ’ın bu ifadelerini destekleyecek somut bilgilere şu an için sahip değiliz. Bununla birlikte Kaya’nın özel kitap koleksiyonunun Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde tasnif edilmeyi beklediği konusu yıllardır farklı isimler tarafından dile getirilmektedir.[3] Kitaplığın içeriği hakkında artık ayrıntılı bilgiye sahibiz.[4] Bozdağ’ın sözünü ettiği hatıralar bu kitaplık içerisinde yer almamaktadır. Ancak bu değerli koleksiyon, Tek Parti döneminde gerçekleşen kültürel, bilimsel ve düşünsel dönüşümleri ifade etmeye yardımcı olacak verileri bir arada sunmaktadır. Meşrutiyet’te ve Cumhuriyet’in ilk on beş yılında devlet teşkilatında görev almış bir bürokratın kültürel birikiminin oluşmasını sağlayan temel kaynakları da aynı şekilde bu kitaplık içerisinde görebilmek mümkündür.[5]

Kitaplığın genel özelliği şöyledir:

Şükrü Kaya, millî mücadele yıllarından 1938’e kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında yer almıştır; Atatürk’e olan yakınlığı sebebiyle, 1923-1938 döneminde hem devlet hem de parti teşkilatında görev almış sayılı isimlerden biridir. Bu durum onun okuma tercihlerini ve dolayısıyla da kitaplığının içeriğini belirlemiştir. Kitaplıkta dilbilimi, tarih, coğrafya, iktisat, ziraat, eğitim, sosyoloji, felsefe, antropoloji ve arkeoloji konularına ait eserler geniş yer tutmaktadır. Üzerinde durulması gereken diğer bir önemli husus, kitaplıktaki yazarların büyük çoğunluğunun 1875-1950 yıllarında yaşamış kişiler olmasıdır. Kaya’nın, çağdaşı olan Batılı yazarları daha fazla takip etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Kitaplıkta o dönemin siyasetçilerine ait eserlerin adedi oldukça yüksektir. Bu isimler içerisinde devlet kurucuları, başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanlar ve milletvekilleri yer almaktadır. Özellikle de Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nde (1870-1940) görev almış devlet adamlarına ait eserlerin sayısı fazladır.[6] Kitaplıkta sadece Fransız değil, aynı zamanda İtalyan, Sovyet, Amerikan, İspanyol ve Alman siyasetçilerine ait eserlerin Fransızca baskıları da yer almaktadır.[7] Ayrıca siyaset bilimi ve siyaset tarihi alanlarında uzmanlaşmış önemli isimler bulunmaktadır; Fransız siyaset bilimci Fernand Laudet (1860-1933), İtalyan siyaset bilimci Mario Missiroli (1886-1974) gibi…

Şükrü Kaya’nın kitap koleksiyonunda tarih araştırmaları geniş yer tutmakta, tarihçilik konusunda büyük deneyime sahip Üçüncü Fransız Cumhuriyeti tarihçileri önemli yer teşkil etmektedir.[8] Fransız yazarlarının ağırlıkta olduğu diğer bir alan iktisattır. Başta Charles Rist ve Charles Gide olmak üzere, Avrupa iktisatçılarının tanınmış birçok ismi bu kitaplıkta yer bulmaktadır.[9] Sosyoloji ve felsefe alanının önemli isimlerinin eserleri de mevcuttur; özellikle Fransız sosyolojisine ait yazarlar ağırlıktadır.[10] Kaya, hukuk alanında ihtisas yaptığı için bu alanın isimleriyle ilgilenmiştir; Fransız hukukçu Henri Capitant (1865-1937), Alman hukukçular Andreas Bertalan Schwarz (1886-1953) ve Ernst Eduard Hirsch (1902-1985) bunlar arasındadır. Kitaplıkta antropoloji ve arkeoloji gibi bilimsel araştırmalarda uzmanlaşmış isimler de yer almaktadır.[11] Bunların dışında dünya edebiyatının klasikleşmiş birçok yapıtını bu koleksiyonda görmek mümkündür.[12]

Şükrü Kaya’nın kitaplığında, Batılı siyasetçilere ait eserler yüksek sayıdadır. Bu isimler içerisinde devlet kurucuları, başbakanlar, cumhurbaşkanları, bakanlar ve milletvekilleri yer almaktadır. Özellikle de Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nde (1870-1940) görev almış devlet adamlarına ait eserlerin sayısı fazladır. Fransız siyasetçi Victor Duruy (1811-1894) bu isimlerden biridir.
Mustafa Kemal Atatürk ve Şükrü Kaya’nın Kitaplığındaki Benzerlikler

Atatürk ile Kaya’nın kitaplığında birçok ortak nokta görülmektedir. Fransızca, bu iki ismin yaşadığı dönemde bir kültür ve bilim dili olarak etkilidir; bu sebeple her ikisi Fransızca konusunda oldukça yetkindir.[13] Kitaplıklarında yer alan kitapların büyük çoğunluğu da Fransızca yazılmış, Avrupa, dünya ve Türk tarihi, siyaset bilimi, hukuk, iktisat, dil bilimi, antropoloji, arkeoloji, coğrafya, kültür bilimi, dinler tarihi, ilk çağ uygarlıkları, modern toplumlar, ideolojiler gibi farklı branşlara ait eserlerdir. Eugène Pittard, Herbert George Wells, Alfred Fouillée, Charles Seignobos, Charles Diehl, Charles Gide, Charles Rist, Alfred Rambaud, Herbert Spencer, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, Édouard Herriot, Ernest Lavisse, Adolphe Thiers, Gabriel Hanotaux, Gabriel Tarde, Raymond Poincaré, Noëlle Roger, Gustave le Bon, René Grousset, André Tardieu, Gustave Léon Schlumberger, Émile Faguet, Edouard Driault, Louis Eugène Cavaignac, Erich Ludendorff, Ernest Renan, Louis Francois Cazamian, Charles Benoist, Victor Duruy ve Georges Clemenceau gibi isimler her iki kitaplıkta yer bulan yazarlardır. Özellikle de Üçüncü Fransız Cumhuriyeti yazarlarına ait eserler hemen hemen aynıdır. Atatürk’ün Fransız literatürüne ilgisinin olduğu bilinmektedir. Anıtkabir Derneği tarafından yayımlanmış olan Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar: Altını Çizdiği Satırları, Özel İşaretleri, Uyarıları, Düştüğü Notlar ve Kitap İçerisindeki Özel Yazıları adlı yirmi dört ciltlik koleksiyonun içeriğine bakıldığında, Fransız literatürünün kapsamı dikkat çekmektedir.[14]

Bu konuya olan ilgi elbette ki bu dönemde devlet eliyle yayımlanan eserlerin niteliğini de belirlemişti. Örneğin 1930’larda hazırlanan Vatandaş İçin Medenî Bilgiler adlı eserde toplumsal dayanışmadan söz eden bölümler Fransız yazar Charles Gide ve Charles Rist’in çalışmalarından yararlanılarak oluşturuldu. Siyasal yapılarla ilgili konular ise Fransa Ulusal Meclisi genel sekreteri Eugène Pierre’in 1932 tarihinde Türkçeye çevrilen Mufassal Hukuk-ı Siyasiyye kitabından esinlenerek hazırlandı.[15]

Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin Kültürel Etkisi ve Batı Çevirileri

Batılı aydınlar 19. yüzyılın getirdiği toplumsal sorunları çözebilmek adına sosyolojiden faydalandılar. Bu sorunların yaşandığı yerlerden biri Fransa’ydı. Fransa’da sosyoloji bilimi, Auguste Comte ve Frédéric le Play gibi isimler tarafından kurulurken, sosyolojinin kapsamı Emile Durkheim tarafından genişletildi.[16] Sosyoloji alanına ait bir kavram olan solidarizm aynı zamanda Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin devlet ideolojisiydi. Fransız Radikal-Sosyalist Partisi’nin başında bulunan Léon Bourgeois’ya ait Solidarité adlı eser bu konuda yazılmış önemli bir yapıttır.[17] 1895-1896 yıllarında Fransız başbakanı olan Bourgeois, 1902-1905 tarihlerinde meclis başkanlığı, 1923-1924 döneminde ise Fransız senato başkanlığı görevinde bulunmuş bir isimdir.[18]

Solidarizmden bahseden Fransız eserlerinin Türkçeye çevrilmesi II. Meşrutiyet yıllarına rastlar.[19] Fransız solidarizmini Türkiye’ye getirenler ise Ziya Gökalp, Tekin Alp, Necmettin Sadak, Zekeriya Sertel ve Yusuf Kemal Tengirşenk gibi çevrelerdi. Bu kişilerin bakış açısına göre solidarizm akımı toplumsal olduğu kadar, siyasal ve ekonomik içeriğe sahip bir öğretiydi. Özel mülkiyetin dokunulmazlığına müdahale etmeden, liberalizmle sosyalizm arasında bir yol bulmayı amaçlayan, ekonomide devlet müdahalesini öngören, laik eğitimi savunan ve sınıf çatışmasının yerine toplumsal dayanışmayı benimseyen bir düşünceydi.[20] Solidarizm konusunda ilk çevrilen eserlerden birinin Fransız sosyoloğu Célestin Bouglé’ye ait olması önemlidir. Emile Durkheim’ın çizgisinde ilerleyen Bouglé, aynı zamanda Fransız Radikal-Sosyalist Partisi’nin üyesiydi. Osmanlı aydınının, Durkheim’ın Toplumsal İşbölümü başlıklı eserini Bouglé’nin yazılarıyla tanıdığını söyleyebiliriz.[21] Bu yıllarda çıkan İktisadiyyat Mecmuası, Türk Yurdu, Ulum-ı İktisadiyye ve İctimaiyye Mecmuası, Sanayi, Ticaret-i Umumiyye Mecmuası, Yeni Mecmua, Halka Doğru, İctimaiyyat Mecmuası, Millî Tetebbular Mecmuası, Ulum-ı Siyasiyye ve İktisadiyye Mecmuası gibi dergiler Fransız literatürünün tanınmasında önemli işlevler gördü. Bu yayınlarda iktisat ve sosyolojiye geniş yer verildi. Yayımlanan yazılar sayesinde hem solidarizmin hem de Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’ne ait kültürel kaynakların tanınması kolaylaştı.[22]

Fransız solidarizminin tanınmasında etkili olan diğer isimler Ali Reşad ve Diran Kelekyan’dır. Diran Kelekyan’ın Ondokuzuncu Asırda İçtimaî ve Siyasî Avrupa başlıklı eseri ile Ali Reşad’ın Mufassal ve Musavver Fransa İhtilal-i Kebiri Tarihi adlı eseri bu konuda önemli katkılar sağladı.[23] II. Meşrutiyet döneminde modern tarihçiliği Türk aydınına tanıtan Ali Reşad, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu görevini sürdürdü. Ali Reşad, Türk Tarih Kurumu’nun kurulduğu 1930’ların başına kadar maarif vekâleti tarafından çıkarılan ders kitaplarını hazırlayan yazarların başında gelmekteydi. Bu dönemde hazırladığı Asr-ı Hâzır Tarihi ve Umûmî Tarih adlı iki eseri devlet matbaasında basıldı.[24] Fransız literatürü onun yazılarından öğrenildi ve Türk Devrimi ile Fransız Devrimi arasındaki bağlantılar onun eserleri sayesinde kurulabildi.[25]

Şükrü Kaya’nın çevirisini yaptığı kitaplardan ikisi (Albert Mathiez’den tercüme, Fransız İhtilâli, Kanaat Kitabevi, 1948; Henri Beraud’dan Şişko, Remzi Kitabevi)

Cumhuriyet yönetiminin Fransız sosyolojisine olan ilgisinin bir sonucu olarak, 1923-1930 aralığında Batı’dan birtakım çeviriler yapıldı; ancak bu çevirilerin kullanımında bazı sakıncaların yaşandığı anlaşılmaktadır. Maarif Vekâleti tarafından 1927 yılında liselerin son sınıfında okutulmak üzere hazırlatılan İçtimaiyyat [Sosyoloji] adlı kitabın giriş kısmında bu sakıncalara şöyle yer verilmekteydi:

İnsan topluluklarının genellikle kökenlerini incelemek ve toplumsal olayların gelişimini izlemek iddiasında bulunan “Sosyoloji Bilimi” bir okul kitabının dar sınırları içine sıkıştırılınca, iddiasının birçok yönlerinden fedakârlık etmek zorunluluğunda kalacağı ortadadır. Yalnız bu olayların genel cephede ana hatları belirlenirken, özel cephesinde yazar, özellikle kendi milletinin sosyolojisine önem vermek ve örnekleri tercihen kendi tarihinden almak zorundadır. Onun için böyle bir ders kitabının Avrupa yazarlarından aynen çevirisi uygun olamazdı. Bu yolda çevrilmiş Türkçe bir kitabın ötesinde berisinde “Biz Fransızlar…” diye başlayan cümleler okuyucularda ne kadar kötü bir etki bırakıyor. Biz kitabımızda bahsettiğimiz bu duruma düşmemeye özen gösterdik. Esas itibariyle kaynaklarımız yine yabancı kitaplar olmakla beraber eski Türkleri, Osmanlı Türklerini ve son inkılâp Türkünü göz önünde bulundurmaya ve genel örnekler arasında ekonomik, ailevî, hukukî, siyasî ve dinî alanlarda kendimize, kendi sosyolojimize ait olanları ihmal etmemeye çalıştık. Yazar, bu konudaki aczini itiraf ettiği için var olanlardan daha üstün bir eser yazdığına değil, ancak yokluklar içinde bir boşluğu doldurduğuna inanmaktadır…[26]

Fransız sosyolojisi bu sakıncalarına rağmen, Cumhuriyet yönetiminin kültürel ve siyasi görüşünü etkilemeyi başardı. Özellikle de Ziya Gökalp’in “Sınıf yok meslek var, fert yok cemiyet var” şeklinde tanımladığı toplum modeli, yönetici kadronun görüşlerini belirledi.[27] Örneğin İzmir İktisat Kongresi’ndeki tartışmalarda meslekî dayanışma konusu ele alındı ve farklı kesimlerin bütünleşme konusu savunuldu. Ulusal birliği bozucu liberal devlet tipi yerine, sınıfsız devlet modeli tasavvur edildi.[28] Misak-ı Millî sınırları içerisinde ulusal bir devletin kuruluşunda Fransız solidarizminin etkili olduğunu söyleyebiliriz.[29] Yönetici kadronun solidarizme böylesine yakınlık duyması, Türkiye’nin kuzey komşusu Bolşevikler ile arasına ideolojik manada mesafe koymasına yardımcı oldu. Solidarizm akımının siyasetteki karşılığı olan halkçılığın temel ilke olarak benimsenmesinin, Bolşevizme karşı bir tür savunma görevi üstlendiğini söylemek mümkündür.[30]

CHP kadrosunun Fransız solidarizmine olan bu yakınlığı, parti programına da yansıdı. 1931 tarihli programda yer verilen “Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan mürekkep değil ve fakat ferdî ve içtimaî hayat için iş bölümü itibariyle muhtelif mesai erbabına ayrılmış bir camia telâkki etmek esas prensiplerimizdendir” ifadesinin kullanılmasının gerisinde bu düşünce iklimi yatmaktadır.[31] Solidarizme ait kavramsal ifadelere Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmalarında da rastlanmaktadır. Örneğin halkçılık kavramını açıkladığı bir konuşmasında bu ilkeyi, “Nizam-ı içtimaisini sâyine, hukukuna istinad ettirmek isteyen bir meslekî içtimaidir” şekliyle tanımlamıştır.[32] Solidarizm ifadelerini parti yayınlarında da görmek mümkündür: “İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir milletiz”; “Dağılan çöker, daima bir, daima toplu…”[33]

Tek Parti döneminde sosyoloji, tarih, iktisat ve hukuk gibi alanlarda yürütülen çalışmalarda, Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin birikimi etkili oldu. Sosyolojide Emile Durkheim, iktisatta Charles Gide, pozitivist hukuk anlayışında Léon Duguit, tarihte Charles Seignobos, siyasette Eugène Pierre gibi isimler Cumhuriyet Türkiye’sini etkilemiş isimlerdi. Bu kişilerin eserleri Cumhuriyet’in inşasında yol gösterici rol üstlendi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında gündeme gelen devrimler bu birikim üzerine inşa edildi. 1930’lardan itibaren ise daha içe dönük bir süreç başlatıldı. 1920-1930 döneminde Fransız sosyolojisi etkiliyken, 1930’lardan itibaren antropolojiye ağırlık verildi. Aynı şekilde 1930’lara kadar tarih çalışmaları ön plandayken, 1930’lardan itibaren tarihin yanına arkeoloji de eklendi. Bu dönüşümlerin elbette ki bazı sonuçları oldu. Örneğin 1935’te Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulması ve yönetimine bir antropoloji uzmanı olan Şevket Aziz Kansu’nun getirilmesi bu süreçle ilişkili bir konudur.[34]

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Antropoloji, Sümeroloji, Arkeoloji, Hindoloji, Sinoloji, Sanat Tarihi, Tiyatro, Kütüphanecilik, Edebiyat, Coğrafya, Tarih, Felsefe, Modern Diller, Klasik Diller gibi alanlar kurulurken, Sosyoloji kürsüsüne yer verilmediği görülmektedir.[35] Durkheim sosyolojisi bu süreçte sadece Felsefe kürsüsünde yer bulabildi. Ancak solidarist felsefenin buradaki derslerin içeriğini etkilemeye devam ettiğini de söyleyebiliriz. Fakültenin açılışında konuşan Afet Hanım, Fransız yazar Charles Seignobos’un tarih kitaplarını önermekte ve bu kitapların fakülte kütüphanesinde bulunduğunu ifade etmektedir.[36]

1923-1930 döneminde Batılı kaynakların Türkçeye çevrilip yayımlanması konusunda özenli bir çalışmanın yapıldığı görülmektedir. Bu çeviriler arasında Fransız yazarları önemli yer tutmaktaydı. Fransız literatürüne ait birçok eser Cumhuriyet’in hemen başında çevrilip yayımlandı. 1924 tarihinde çevrilen eserlerden biri, İctimaî Taksim-i Amel [Toplumsal İşbölümü] adıyla yayımlanan, Emile Durkheim’ın De la division du travail social‘iydi.[37] Çevrilen diğer bir eser, Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin önemli iktisatçılarından Charles Gide[38] ve Charles Rist ikilisinin beraber hazırladığı, 1920 tarihli Histoire des doctrines économiques depuis les physiocrates jusqu’à nos jours adlı çalışmaydı. Birinci cilt 1924’te, ikinci cilt 1927’de çevrildi. Çeviriyi yapan isimlerden biri de Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’ydı.[39] Fizyogratlardan Günümüze İktisadî Mezhebler Tarihi adıyla yayımlanan[40] ve Avrupa’nın en önemli iktisat kitaplarından biri olan bu eserde, Léon Bourgeois’nın solidarizm konusundaki görüşlerine ve Durkheim’ın toplumsal dayanışma fikrine değinilir. Devlet ve bireyin birbirinin karşıtı olmayıp, tam tersine tamamlayıcısı olduğu ve bireylerin yeteneklerine göre toplumdaki konumunun belirlenmesi gerektiği şeklindeki solidarist ifadelere yer verilir.[41] Şükrü Kaya’nın koleksiyonunda yer alan bu eser Atatürk tarafından da incelenmiştir.[42]

Şükrü Kaya’nın bağışladığı kitaplardan bazıları (Gide-Rist, A History of Economic Doctrines; Herbert Spencer, Education; Herriot, Madame Récamier et ses amis)
Koleksiyondaki Önemli İsimler

Şükrü Kaya’nın koleksiyonunda Fransız literatürü önemli yer tutmaktadır. Koleksiyonda yer alan isimlerden biri, Emile Durkheim’ın çağdaşlarından olan felsefeci ve sosyal bilimci Alfred Fouillée’dir. Cumhuriyet yönetimince iyi tanınan bir isim olan Fouillée’nin eseri Cumhuriyet’in hemen başında Avrupa Milletleri Ruhiyatı şekliyle çevrilip yayımlandı.[43] Diğer bir isim Alfred Rambaud’dur. Kaya bu yazarın Histoire de la révolution française adlı eserini incelemiştir. Yazarın Ernest Lavisse ile beraber hazırladığı ve daha kapsamlı olan bir başka eseri ise 1926 yılında Tarih-i Umumi: Dördüncü Asırdan Zamanımıza Kadar biçimiyle çevrilip yayımlandı.[44]

Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin tarih alanında en önemli temsilcisi Charles Seignobos’tu. Pozitivist tarihçilik ve aydınlanma düşüncesinin Türkiye tarihçiliğine Seignobos’un eserleriyle girdiğini söylemek mümkündür.[45] Şükrü Kaya’nın koleksiyonunda bu yazarın Histoire politique de l’Europe contemporaine adlı eseri yer almaktadır.[46]

Fransız Devrimi’ni hazırlayan kültürel ve zihinsel düşünce dünyası, Cumhuriyet kadrosunu derinden etkilemiştir. Bu sebeple Şükrü Kaya’nın özel kitaplığı içerisinde Jean-Jacques Rousseau ve Montesquieu gibi isimlerin bulunması doğal karşılanmalıdır.[47] Bu etkilenmenin bir neticesidir ki, Montesquieu’ya ait De l’esprit des lois, Ruhü’l Kavanin [Kanunların Ruhu] adıyla Cumhuriyet’in hemen başında çevrilip yayımlandı.[48] Koleksiyonda bulunan diğer bir Fransız yazar, Léon Duguit, pozitivist hukuk anlayışını geliştirmiş, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi hukuk çalışmalarının en önemli referanslarından birini oluşturmuştur. Duguit’nin Traité de droit constitutionnel adlı eseri 1924 yılında Hukuk-ı Esasiyye adıyla çevrilip yayımlandı.[49]

Şükrü Kaya’nın kitap koleksiyonunda yer alan isimlerden bir diğeri İsviçreli antropolog Eugène Pittard’dır. Cumhuriyet kadrosunun yakından tanıdığı Pittard, 1937 yılında düzenlenen Türk Tarih Kongresi’ne katılıp tebliğ sunmuş, 1924’te oluşturulan anayasal vatandaşlık kavramına benzer biçimde bütün Anadolu halklarını Türk olarak tanımlamıştır. Kullandığı ırk kavramı etnik olmayıp, daha çok antropolojik özelliktedir; Anadolu’da yaşayan bütün insanları aynı kökenin mensupları (Brakisefal) olarak görmektedir. Bu görüş aynı zamanda Türk Tarih Tezi’nin de temelini oluşturmuştur.[50] Pittard’ın modern Türkiye’den övgüyle söz eden Le Visage nouveau de la Turquie adlı eseri Kaya’nın kitaplığında yer almaktadır.[51]

Koleksiyonda bulunan isimlerden bir diğeri Fransız Radikal-Sosyalist Partisi’nin lideri Édouard Herriot’dur. Herriot, Türkiye’de iyi tanınan ve görüşlerine önem verilen bir siyasetçiydi.[52] Bu yakınlık 1933 tarihinde Türkiye’ye yaptığı seyahat sonrasında daha da gelişti. Fransa’ya döndükten sonra burada verdiği konferanslarda Türkiye’den övgüyle bahsetmeyi sürdürdü. Bu konferanslara ait metinler daha sonra La Turquie Kémaliste dergisinde yayımlandı.[53] Kaya’nın kitaplığı içerisinde Herriot’ya ait Europe, La Russie nouvelle, Orient, Dans la forêt normande ve Conferancia les annales adlı eserler yer almaktadır.[54]

Koleksiyondaki diğer bir isim Herbert Spencer’dır. Spencer, Darwinist bir araştırmacı olarak insanlığın hayat mücadelesini “en kuvvetli ve layığın bekası” ve “en güçlü ve hak edenin varlığını sürdürmesi” şekliyle açıklar; bu aslında doğal seleksiyondan başka bir şey değildi.[55] Şükrü Kaya bu Darwinist araştırmacının Les institutions professionnelles, Principes de sociologie adlı çalışmasını incelemiştir.[56]

Kaya’nın kitaplığında yer alan bir başka isim Adam Smith’tir. Smith’in Türkiye’de tanınmasını sağlayan kişi, Umumî Tarih adlı eserinde The Wealth of Nations‘a [Milletlerin Zenginliği] atıfta bulunan Ali Reşad’dı.[57] Kaya’nın kitaplığında bu eserin La Richesse des nations adlı Fransızca baskısı yer almaktadır.

Koleksiyondaki bir başka isim, Zaman Makinesi, Dünyalar Savaşı, Görünmez Adam ve Dr. Moreau’nun Adası gibi bilim kurgu yapıtlarının yazarı Herbert George Wells’tir. Geniş bir kültürel birikime sahip olan Wells’in tarihçilik konusunda çalışmaları da bulunmaktadır. Kaya’nın kitaplığında yazarın The Outline of History adlı eseri yer almaktadır. Mustafa Kemal ise Esquisse de l’Histoire Universelle [Dünya Tarihi Özeti] eserini okumuş ve oldukça etkilenmiştir. Mustafa Kemal’in Nutuk’ta yer verdiği tek yabancı yazar da Wells’ti:

Efendiler, İngiliz müverrihlerinden Wells, iki sene evvel intişar eden bir tarih yazdı. Eserinin son sahifeleri “dünya tarihinin müstakbel safhası” unvanı altında birtakım mütâlaatı ihtivâ eder. Bu mütâlaatta istihdâf olunan mesele: “Un gouvernement fédéral mondial” cihanşümul bir ittihâdi hükûmet’tir. Wells bu mebhasde, cihanşümul bir ittihâd-ı hükümetin nasıl tesis olunabileceğini ve böyle bir devletin esaslı bazı fârik hatları hakkındaki tasavvurlarını serd ediyor ve adâletin ve tek bir kanunun saltanatı altında küremiz nasıl bir halde bulunacaktı, bunu tahayyül ediyor…[58]

Mustafa Kemal, Wells’in çalışmasından Nutuk’ta söz etmekle kalmayıp, talimat vererek eserin Türkçeye çevrilmesini de sağlamıştır. Çalışma, 1927-1928 yıllarında Maarif Vekâleti’nin kurduğu özel bir heyet tarafından Türkçeye çevrilip, Cihan Tarihinin Umûmî Hatları biçiminde yayımlanmıştır.[59] Wells’in tarihçilikte zaman ve mekân boyutunu geniş tutması ve siyasi kişilikler yerine toplumlara/uygarlıklara önem vermesi, 1930’larda Türkiye’de yapılan tarihçilik çalışmalarının yöntemini etkilemiştir.

Sonuç

Tarihsel kimlikleri sadece kişisel özellikleriyle değil, toplumsal, siyasal ve onu çevreleyen diğer unsurlarla birlikte değerlendirmek gerekir. Kuruluş ve modernleşme süreciyle iç içe geçmiş bir yaşama sahip olan Şükrü Kaya böyle bir isimdir. Kaya’nın kimliğini belirleyen unsurlar arasında bilgi, beceri ve deneyimi kuşkusuz ki önemli rol oynadı. Asıl kimliğini belirleyen unsur ise iki tarihsel zamanda görev yapmış olmasıydı: Meşrutiyet ve Cumhuriyet… 1908-1938 döneminin siyasi, kültürel ve toplumsal gelişmeleri onun entelektüel birikimini belirledi. Kaya’yı değerlendirirken, Türkiye’nin modernleşme sürecinden ayırmadan, tam tersine bu konuyla daha da fazla ilişkilendirmek gerekir.

Bu yazıda incelediğimiz Şükrü Kaya’nın kitap koleksiyonunun en önemli özelliği, 1923-1938 aralığındaki değişimleri ifade edebilecek verilere sahip olmasıdır. 1920-1930 döneminin öncelikleri ile 1930-1938 aralığının tercihleri farklı özelliktedir. 1930’lara kadar Fransız sosyolojisi ve çevirileri etkili iken, 1930’lardan itibaren tarih yazıcılığı ve toplumbilim anlayışı alanında daha özgün bir döneme girildi. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasıyla birlikte, Anadolu merkezli antropolojik ve arkeolojik çalışmaların ağırlıkta olduğu yeni bir dönem başladı. Bu girişimlere bakarak Tek Parti döneminin kültürel değişimlerini anlayabilmek mümkündür. Kaya’nın kitaplığını değerli kılan nokta ise tüm bu değişimleri anlamamıza yardımcı olacak yayınların çoğunu bütün halinde sunmasıdır.

Bu yazı, Dr. Murat Turan’ın Toplumsal Tarih dergisinin 284. sayısında yayımlanan makalesinden alınmış olup, kendisinin nazik izniyle Dizgin’de yeniden yayımlanmaktadır. Makalenin orijinal metnine ayrıca buradan ulaşabilirsiniz.

Dipnotlar
  1. TBMM Arşivi, Yasama Organı Üyelerinin Tercüme-i Halleri ve Seçim Mazbataları.
  2. İsmet Bozdağ, Siyasal Kıyamet, Bitmeyen Devlet Kavgası, Atatürk-İnönü, İnönü-Bayar (İstanbul: Truva Yayınları, 2009), s. 29-31.
  3. Doğan Hızlan, “Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ne Yardım Edin”, Hürriyet, 27 Kasım 2000; Hakkı Uyar, “Şükrü Kaya”, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, Kemalizm, c. 2 (İstanbul: İletişim Yayınları, 2009), s. 80-83.
  4. Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’ya ait kitap koleksiyonunu incelememize imkân tanıyan Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin değerli yönetimine teşekkür ederiz.
  5. Fransız siyasetçiler: Eugène Pierre (1864-1937), Louis-Eugène Cavaignac (1802-1857), Adolphe Thiers (1797-1877), Georges Clemenceau (1841-1929), François Jules Simon (1814-1896), Raymond Poincaré (1860-1934), André Tardieu (1876-1945), Léon Blum (1872-1950), Paul Reynaud (1878-1966), Lucien Romier (1885-1944), Louis Barthou (1862-1934), Victor Duruy (1811-1894), Jules Guesde (1845-1922), Gabriel Hanotaux (1853-1944), Louis Madelin (1871-1956), Charles Benoist (1861-1936), Georges Weill (1882-1970), Gustave Hervé (1871-1944), François Piétri (1882-1966), Jean Jaurès (1859-1914), Perreau Camille (1816-1952), Victor Bérard (1864-1931).
  6. İngiliz siyasetçiler: Winston Churchill (1874-1965), Austen Chamberlain (1863-1937), George Chesney (1830-1895). İtalyan siyasetçiler: Comte Galeazzo Ciano (1903-1944), Antonio Salandra (1853-1931), Francesco Nitti (1868-1953). Sovyet siyasetçi: Lev Troçki (1879-1940). Amerikalı siyasetçi: David Jayne Hill (1850-1932). İspanyol siyasetçi: Salvador de Madariaga (1886-1978). Alman siyasetçi: Erich Ludendorff (1865-1937).
  7. Fransız tarihçiler: Charles Seignobos (1854-1942), Albert Mathiez (1874-1932), Alfred Rambaud (1842-1905), Pierre Gaxotte (1895-1982), Maurice Pernot (1875-1948), Édouard Driault (1864-1947), Auguste Bailly (1878-1967), Joseph Calmette (1873-1952), René Grousset (1885-1952), Louis Bréhier (1868-1951), Daniel Mornet (1878-1954), Maurice Croiset (1846-1935), Albert Sorel (1842-1906), Gustave Léon Schlumberger (1844-1929), Charles Diehl (1859-1944), Léon Homo (1872-1957), Émile Bourgeois (1857-1934), Jules Michelet (1798-1874). İngiliz tarihçiler: Stevenson Runciman (1903-2000), Herbert George Wells (1866-1946), Edward Hallett Carr (1892-1982). Sovyet tarihçi: Boris Mouravieff (1890-1966). Belçikalı tarihçiler: Henri Pirenne (1862-1935), Henri Grégoire (1881-1964).
  8. Fransız iktisatçılar: Charles Rist (1874-1955), Charles Gide (1847-1932), Henri Truchy (1864-1950), Francis Delaisi (1873-1947), André Siegfried (1875-1959), Gaston Jèze (1869-1953), Jean Lescure (1912-2005).
  9. Fransız filozof ve sosyologlar: Emile Durkheim (1858-1917), Ernest Renan (1823-1892), Gabriel Tarde (1843-1904), Émile Boutmy (1835-1906), Alfred Fouillée (1838-1912), Bertrand de Jouvenel (1903-1987), Léon Duguit (1859-1928), Henri Bergson (1859-1941), Jean-Jacques Rousseau (1712-1778), Montesquieu (1689-1755), Gustave le Bon (1841-1931). İngiliz filozof ve sosyologlar: Herbert Spencer (1820-1903), Wilhelm Stekel (1868-1940). Amerikalı filozof ve sosyologlar: William James (1842-1910), Will Durant (1885-1981). İskoç filozof: Adam Smith (1723-1790).
  10. Fransız araştırmacılar: Émile Henriot (1885-1961), Fernand Maurette (1878-1937), François Buloz (1803-1877), Edmond Prèclin (1888-1955), Arnold van Gennep (1873-1957), Marcel F. Homet (1897-1982), Maxime Collignon (1849-1917), Alexis Carrel (1873-1944), Charles Jean Julien Depéret (1854-1929), Lucien Poincaré (1862-1920), Louis Peisse (1803-1880). İsviçreli araştırmacı: Eugène Pittard (1867-1962).
  11. Fransız yazarlar: Émile Faguet (1847-1916), Denys Cochin (1851-1922), Émile Boutmy (1835-1906), Fernand Grenard (1866-1942), Émile Legrand (1841-1903), Émile Augier (1820-1889), Jacques Bainville (1879-1936), Georges Suarez (1890-1944), Paul Morand (1888-1976), Émile Zola (1840-1902), Pierre Bouchardon (1870-1950), Alphonse Daudet (1840-1897), Guy Chantepleure (1870-1951), Anatole France (1844-1924), Léon Levrault (1865-1918), Edmond Pilon (1874-1945), Henri Béraud (1885-1958), Jules Romains (1885-1972), André Maurois (1885-1967), Gustave Flaubert (1821-1880), Léon Daudet (1867-1942), Alexandre Arnoux (1884-1973), André Gide (1869-1951), Louis Cazamian (1877-1965), Albert Dauzat (1877-1955), Albert Thibaudet (1874-1936), Adolphe Basler (1878-1949), René Pichon (1869-1923), Gustave Lanson (1857-1934), Paul Géraldy (1885-1983). İtalyan yazarlar: Annie Vivanti (1866-1942), Willy Sperco (1887-1978). Alman yazarlar: Thomas Mann (1875-1955), Emil Ludwig (1881-1948). Amerikan yazarlar: Hervey Allen (1889-1949), Storm Jameson (1891-1986). İsviçreli yazarlar: Virgile Rossel (1858-1933), Paul Gentizon (1885-1955), Ernest Mamboury (1878-1953), Noëlle Roger (1874-1953). İspanyol yazar: Edgar Milhaud (1873-1964). İsveçli yazar: Frank Heller (1886-1947). Belçikalı yazar: Edmond Picard (1836-1924).
  12. Afet Hanım, 1935’te Cenevre Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Bilimler Fakültesi’nin Yakın Çağ ve Modern Tarih Bölümü’nde eğitim gördüğü esnada, oradaki çalışmaları hakkında raporlar hazırlayıp Atatürk’e göndermekteydi. Bu raporlar genellikle Fransızcaydı ve Türkçeye çevrilip basında yayımlanıyordu. Atatürk söz konusu bu çevirileri Fransızcası çok iyi olan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’ya yaptırıyordu. Bkz. Prof. Dr. Afet İnan, yay. haz. Arı İnan (İstanbul: Remzi Kitabevi, 2017), s. 187.
  13. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar: Altını Çizdiği Satırları, Özel İşaretleri, Uyarıları, Düştüğü Notlar ve Kitap İçerisindeki Özel Yazıları İle, c. 1-24 (Ankara: Anıtkabir Derneği Yayınları, 2001). Ayrıca bkz. Şerafettin Turan, Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, Kitaplar, XVI. Dizi, Sayı: 45 (Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1982), s. 9-17.
  14. Eugène Pierre, Mufassal Hukuk-ı Siyasiyye (Mütercimi: Mülga Meclis-i Ayan Kâtib-i Umumîsi İsmail Müştak), c. 1 (İstanbul: Milli Matbaa, 1927); c. 2 (İstanbul: Milli Matbaa, 1927); ikinci cildin zeyli (Ankara: TBMM Matbaası, 1932). Bkz. Zafer Toprak, “Dolikosefalden Brakisefale Türk Irkı Şevket Aziz Kansu ve Antropolojinin Evrimi”, Toplumsal Tarih 207 (Mart 2011): 18-29; Zafer Toprak, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji (İstanbul: Doğan Kitap, 2012), s. 186-187.
  15. Zafer Toprak, Türkiye’de Popülizm (1908-1923) (İstanbul: Doğan Kitap, 2013), s. 101.
  16. Léon Bourgeois, Solidarité (Paris: Librairie Armand Colin, 1931). Bu eser dört ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci başlıkta sosyal ve siyasi fikirlerin nasıl bir evrim geçirdiği ve toplumsal dayanışmanın hangi bilimsel temellere dayandığına yer verilmektedir. İkinci bölümde toplumsal dayanışma ile adalet ve özgürlük kavramları arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Eserin son bölümünde ise dayanışmacı düşüncenin kapsamına değinilmektedir.
  17. Fransa’da 1895’te iktidara gelen Léon Bourgeois’nın kabinesi radikal eğilimlere sahip bir kabineydi. Senatoyla yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle, bir yıl sonra iktidarı bırakmak zorunda kaldı. Bkz. İlhan Arsel, “Üçüncü Fransız Cumhuriyetinde Senato”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 11/1 (1954): 118-123.
  18. Murtaza Korlaelçi, “Pozitivist Düşüncenin İthali”, Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce, Cumhuriyet’e Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet’in Birikimi, c. 1 (İstanbul: İletişim Yayınları, 2009), s. 214-222.
  19. Zafer Toprak, “II. Meşrutiyet’te Solidarist Düşünce: Halkçılık”, Toplum ve Bilim 1 (Bahar 1977): 92-123.
  20. Zafer Toprak, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji, s. 534. Emile Durkheim hakkında ayrıca bkz. Taner Timur, “Durkheim: Sosyoloji, Bilim ve Tarihçi”, Yakın Türkiye Tarihinden Sayfalar, Sina Akşin’e Armağan, haz. Mehmet Ö. Alkan (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2014), s. 255-274.
  21. Zafer Toprak, “Psikoloji’den Sosyoloji’ye, Türkiye’de Durkheim Sosyolojisinin Doğuşu”, Toplumsal Tarih 238 (Ekim 2013): 23-24.
  22. Zafer Toprak, “Ali Reşad, Pozitivizm ve Fransız Devrimi”, Tarih ve Toplum 68 (Ağustos 1989): 54-56; Zafer Toprak, “Diran Kelekyan, Fransız Devrimi ve Mülkiye Mektebi”, Tarih ve Toplum 67 (Temmuz 1989): 39-41.
  23. Mesut Çapa, “Türkiye’de 1930 Öncesi Tarih Öğretimi”, Toplumsal Tarih 129 (Eylül 2004): 80-87.
  24. Zafer Toprak, “Eski Türkçe Yazında Temel Hak ve Özgürlükler”, Tarık Zafer Tunaya’ya Armağan (İstanbul: İstanbul Barosu Yayını, 1992), s. 531-555. Tek Parti döneminde Fransız Devrimi ve sosyolojisi konusunda fikir veren diğer bir eser Ernest Von Aster’e aitti. Bu eser, Mustafa Nermi tarafından 1927 yılında Fransız İhtilalinin Siyasi ve İctimai Fikirleri şekliyle Türkçeye çevrildi. Bkz. Zafer Toprak, “Mustafa Nermi ve Fransız İhtilâl-i Kebiri”, Tarih ve Toplum 67 (Temmuz 1989): 59.
  25. İçtimaiyyat, (Darüşafaka Müdürü ve Sosyoloji Öğretmeni Ali Kâmi [Akyüz], yayımlayan: İbrahim Hilmi (İstanbul: Kütüphane-i Hilmi, 1927). Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 7, s. 403-417.
  26. Zafer Toprak, “Osmanlı’da Toplumbilimin Doğuşu”, Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce, Cumhuriyet’e Devreden Düşünce Mirası: Tanzimat ve Meşrutiyet’in Birikimi, c. 1, s. 326.
  27. Zafer Toprak, Bir Yurttaş Yaratmak: Muasır Bir Medeniyet İçin Seferberlik Bilgileri (İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 1998); Zafer Toprak, “Türkiye’de Aydın, Ulus-Devlet ve Popülizm,”, Türk Aydını ve Kimlik Sorunu, der. Sabahattin Şen (İstanbul: Bağlam Yayınları, 1995), s. 39-81.
  28. 1920’lerin başında Marksist dünya görüşüne alternatif bir sistem olarak gösterilen solidarizm, tüm Avrupa’da bilim insanlarının ilgi duyduğu alan oldu. Türkiye ise 1921’de düzenlenen Uluslararası Torino Sosyoloji Kongresi’ne temsilci göndererek katılım sağladı. Bkz. Zafer Toprak, “‘Kızıl Kent’ Torino ve Solidarist Sosyoloji Kongresi”, Toplumsal Tarih 226 (Ekim 2012), s. 22-36.
  29. Zafer Toprak, Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm (1908-1935) (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2015), s. 418.
  30. C.H.F. Programı, Fırkanın Üçüncü Büyük Kongrası Tarafından Kabul Olunmuştur, Mayıs 1931 (İstanbul: Devlet Matbaası, 1931), s. 13-14. Partinin diğer tüzüklerinde benzer ifadelere yer verilmektedir. Bkz. C.H.P. Programı, Partinin Dördüncü Büyük Kurultayı Onaylamıştır, Mayıs, 1935 (Ankara: Ulus Basımevi, 1935), s. 7-9; C.H.P. Programı, Partinin Beşinci Büyük Kurultayının 1 Haziran 1939 Tarihindeki Toplantısında Kabul Edilmiştir (Ankara: Ulus Basımevi, 1939), s. 6-7; C.H.P. Programı, Partinin VI. Büyük Kurultayının 14.VI. 1943 Tarihindeki Toplantısında Kabul Edilmiştir (Ankara: Ulus Basımevi, 1943), s. 4-5.
  31. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, I-III, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi (Ankara: Divan Yayıncılık, 2006), s. 115.
  32. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreterliğinin Parti Örgütüne Genelgesi, İkinci Kânun 1935 den 16 Mayıs 1935e Kadar, (Gizlidir. İşe özgü ve özeldir. Parti bürolarında kullanılacaktır), c. 6 (Ankara: Ulus Basımevi, 1935), s. 15-17.
  33. Zafer Toprak, “Osmanlıdan Cumhuriyet Türkiyesi’ne Sosyolojinin Evrimi: 1908-1945”, Sosyal Bilimler Tarihini Keşfediyor-DTCF Bilim Çevresi ve Sonrası, ed. Hayriye Erbaş (Sentez Yayın ve Dağıtım Öğretim Kurumları, 2017), s. 43-74.
  34. Hayriye Erbaş, Bir Cumhuriyet Çınarı, Sözlü Tanıklıklarla Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin 75 Yılı (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2016).
  35. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, yeni baskıya haz. Arı İnan, (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2017), s. 321.
  36. İctimaî Taksimi-i Amel, TBMM Hükümeti Türkiye Cumhuriyeti Maarif Vekâleti Neşriyatından, Aded: 4, Telif ve Tercüme Heyetince Tetkik ve Kabul Edilmiştir (İstanbul: Matbaa-i Amire, 1340).
  37. Cours d’économie politique adlı eser Cumhuriyet’ten çok önce şu şekilde çevrildi: Charles Gide, İlm-i İktisad Dersleri, çev. Hasan Hâmid, Hasan Tahsin, M. Zühdü (İstanbul: Dersaadet Kanaat Matbaası, 1330). Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, s. 335-342.
  38. Şükrü Kaya sadece siyasetçi değil aynı zamanda tercüme çalışmaları yapan bir isimdir. Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe; Henri Berau’nun Şişko; Charles Rist-Charles Gide’in Fizyogratlardan Günümüze İktisadî Mezhebler Tarihi; E.F. Bucley’nin Eski Yunan Masalları ve Albert Mathiez’nin Fransız İhtilali eserlerini Türkçeye çevirmiştir. Bkz. Hakkı Uyar, “Şükrü Kaya”, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, Kemalizm, c. 2, s. 80-83.
  39. Charles Gide-Charles Rist, Fizyogratlardan Günümüze İktisadî Mezhebler Tarihi, c. 1, tercüme edenler: Ahmed Muammer ve Şükrü Kaya (İstanbul: Cumhuriyet Matbaası, 1340); c. 2, tercüme eden: Şükrü Kaya (İstanbul: Cumhuriyet Matbaası, 1927).
  40. Charles Gide’in Principes d’économie politique, La coopération, Les sociétés coopératives de consommation isimli eserleri ile Charles Rist’in La Deflation en Pratique adlı eseri Şükrü Kaya’nın kitap koleksiyonunda yer almaktadır.
  41. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 18, s. 187-204.
  42. Alfred Fouillée, Avrupa Milletleri Ruhiyatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Maarif Vekâleti Yayını, çev. Mustafa Rahmi, Telif ve Tercüme Heyetince Kabul Edilmiştir (İstanbul: Matbaa-i Âmire, 1339-1342). Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 5, s. 303-354.
  43. Alfred Rambaud-Ernest Lavisse, Tarih-i Umumi: Dördüncü Asırdan Zamanımıza Kadar, Birinci Cilt: Evveliyat 395-1095 (Ernest Lavisse ve Alfred Rambaud’un editörlüğünde bir heyet tarafından yazılan ve Darülfünun Edebiyat Medresesi müdür ve muallimlerinden oluşan bir heyet tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir) (İstanbul: Matbaa-i Amire, 1926).
  44. Zafer Toprak, “Erken Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Tarihçilik”, Bugünün Bilgileriyle Kemal’in Türkiye’si, La Turquie Kamâliste (İstanbul: Boyut Yayıncılık, 2012), s. 176-181.
  45. Çağdaş Avrupa siyasi tarihinden bahseden bu kitap, Atatürk tarafından da incelenmiştir. Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 14, s. 169-211.
  46. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 19, s. 1 ve c. 21, s. 8-30.
  47. Montesquieu, Ruhü’l Kavanin, çev. Hüseyin Nazım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Maarif Vekâleti Yayını, Sayı: 8 (İstanbul: Matbaa-yı Âmire, 1339). Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 8, s. 443-447.
  48. Léon Duguit, Hukuk-ı Esasiyye, Birinci Cilt: Kaide-i Hukukiye-Devlet Meselesi (İstanbul: Matbaa-i Amire, 1339); İkinci Cilt: Devlet-Nazariye-i Umumiye, mütercimi: Menemenlizade Edhem (İstanbul, Matbaa-i Amire, 1340). Bkz. Zafer Toprak, “Hukuk-ı Esasiyye ve Hukuk-ı Nisvân: Léon Duguit’de Kadın Hukuku-1923”, Akademik Yaşamının 55. Yılı Onuruna Rona Aybay’a Armağan-Legal Hukuk Dergisi Özel Sayı (Aralık 2014): 2209-2233.
  49. Zafer Toprak, “Âdem-Havva’dan Homo-Alpinus’a, Eugène Pittard, Antropoloji ve Türk Tarih Tezi”, Tarih ve Toplum 206 (Şubat 2011): 16-29.
  50. Eugène Pittard’ın savunduğu antropolojik tezlere Atatürk’ün ilgisi fazladır. Pittard’a ait Les races et l’histoire [Irklar ve Tarih] adlı eser, Atatürk tarafından ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 22, s. 225-486.
  51. Hakkı Uyar, “Édouard Herriot’un Atatürk’le Görüşmesi (1933) ve Türk Devrimi Hakkındaki Görüşleri”, Bugünün Bilgileriyle Kemal’in Türkiye’si: La Turquie Kamâliste (İstanbul: Boyut Yayıncılık, 2012), s. 49.
  52. Derginin 1934’te çıkan ilk sayısında “La Turquie Kémaliste” ifadesi kullanılırken, dildeki değişim nedeniyle 1935’ten sonra “La Turquie Kamâliste” olarak çıkmaya başladı. İki yıl sonra “La Turquie Kémaliste” ifadesine geri dönüldü. Bkz. Mehmet Ö. Alkan, “En Doğru Bildiğimizden Kuşkulanmak-2, Mustafa’dan Kamâl’a Atatürk’ün İsimleri”, Toplumsal Tarih 204 (Aralık 2010), s. 56-62.
  53. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 18, s. 181-186.
  54. Zafer Toprak, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji, s. 325-327.
  55. Atatürk, Herbert Spencer’a ait Le rôle moral de la bienfaisance [Yardımseverliğin Ahlâki Rolü] isimli kitabı incelemiştir. Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 20, s. 259-261.
  56. Zafer Toprak, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji, s. 239.
  57. Nutuk (İstanbul: Yapı Kredi Kültür Yayınları, 2017), s. 610-611.
  58. Herbert George Wells, Cihan Tarihinin Umûmî Hatları, 5 c., Maarif Vekâleti (İstanbul: Devlet Matbaası, 1927-1928). Bkz. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar, c. 2, s. 134-490.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir